Abese

عَبَسَ

Yazar: Abdulbakî Gölpınarlı - Kur'an-ı Kerim ve Meali
  1. Yüzünü ekşitti ve döndürdü.
  2. Yanına kör geldi diye.
  3. Belki o, arınacaktır, ne bilirsin?
  4. Yahut da öğüt alacaktır da ondan faydalanacaktır.
  5. Fakat ihtiyacı olmayana gelince.
  6. Artık sen onun üstüne düştükçe düşüyorsun.
  7. O arınmazsa sana ne?
  8. Ve fakat sana koşup gelen.
  9. Ve korkan kişi.
  10. Sen ondan gaflet ediyor, ona aldırış bile etmiyorsun.
  11. Öyle değil, şüphe yok ki Kur’ân, ancak bir öğüttür.
  12. Dileyen dinler, öğüt alır.
  13. Büyük, şerefli sayfalardadır.
  14. Yüceltilmiştir, arıtılmıştır.
  15. Yazıcıların ellerinde.
  16. Büyüklerdir, hayırlı ve itâatlilerdir.
  17. Geberesice insan, ne de kâfirdir.
  18. Onu, neden yaratmıştır?
  19. Bir katre sudan; yaratmıştır onu da halden hâle döndürmüştür.
  20. Sonra ona yolu kolaylatmıştır da dünyâya getirmiştir.
  21. Sonra öldürmüştür onu da kabre sokmuştur.
  22. Sonra da dilerse diriltir onu.
  23. Gerçekten de insan, onun emrini tam yerine getirmedi gitti.
  24. Artık insan, yediğine de bir baksın.
  25. Şüphe yok ki biz, bir yağmurdur, yağdırdık.
  26. Sonra yeryüzünü bir iyice yardık.
  27. Derken orada tohumlar bitirdik.
  28. Ve üzüm ve yoncalar.
  29. Ve zeytin ve hurma.
  30. Ve çeşitli büyük ağaçları bulunan bahçeler.
  31. Ve meyveler ve otlaklar.
  32. Sizin ve hayvanlarınızın faydası için.
  33. Derken âdetâ kulakları sağır eden o bağırış gelip çattı mı.
  34. O gün, bir gündür ki kişi kaçar kardeşinden.
  35. Ve anasından ve babasından.
  36. Ve eşinden ve çocuğundan.
  37. Ve onların herbirinin bir derdi var ki başkalarına bakmaya vakti bile yok.
  38. Nice yüzler o gün parıl-parıl parlar.
  39. Güler, sevinir.
  40. Ve nice yüzler o gün tozlarla bulanır.
  41. Üstlerine bir karalıktır çöker.
  42. İşte onlardır kâfirler, suçlular.
Yazar: Adem Uğur - Kur'an-ı Kerim ve Meali
  1. Yüzünü ekşitti ve geri döndü.
  2. Âmânın kendisine gelmesinden ötürü
  3. Belki o temizlenecek,
  4. Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
  5. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,
  6. Sen ona yöneliyorsun,
  7. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
  8. Fakat koşarak sana gelen,
  9. Ve (Allah´tan) korkarak gelenle,
  10. Sen onunla ilgilenmiyorsun.
  11. Hayır! Şüphesiz bunlar bir öğüttür,
  12. Dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır,
  13. O, değerli sahifelerdir,
  14. Tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde,
  15. Kâtiplerin ellerindedir,
  16. Değerli ve güvenilir katiplerin.
  17. Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!
  18. Allah onu neden yarattı?
  19. Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.
  22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.
  23. Hayır! (İnsan) Allah´ın emrettiğini yapmadı.
  24. İnsan, yediğine bir baksın!
  25. Yağmurlar yağdırdık,
  26. Sonra toprağı göz göz yardık,
  27. Bu suretle orada ekinler bitirdik,
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinlikler, hurmalıklar,
  30. İri ve sık ağaçlı bahçeler,
  31. Meyveler ve çayırlar bitirdik.
  32. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
  34. İşte o gün kişi kardeşinden, kaçar.
  35. Annesinden, babasından,
  36. Eşinden ve çocuklarından.
  37. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.
  38. O gün bir takım yüzler parıl parıl,
  39. Güler ve sevinir.
  40. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş,
  41. Hüzünden kapkara kesilmiştir.
  42. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
Yazar: Ali Bulaç - Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı Meal ve Sözlük
  1. Surat astı ve yüz çevirdi;
  2. Kendisine o kör geldi diye.
  3. Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
  4. Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
  5. Fakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,
  6. İşte sen, onda ´yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun.
  7. Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
  8. Ama koşarak sana gelen ise,
  9. Ki o, ´içi titreyerek korkar´ bir durumdadır;
  10. Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
  11. Hayır; çünkü o (Kur´an), bir öğüttür.
  12. Artık dileyen, onu ´düşünüp-öğüt alsın.´
  13. O (Kur´an), ´şerefli-üstün´ sahifelerdedir.
  14. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış.
  15. Katiplerin ellerinde.
  16. (Ki onlar,) Üstün değerli, ´iyilik ve dürüstlük sembolü.´
  17. Kahrolası insan, ne kadar nankördür.
  18. (Allah) Onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir damla sudan yarattı da onu ´bir ölçüyle biçime soktu.´
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
  22. Sonra dilediği zaman onu diriltir.
  23. Hayır; ona (Allah´ın) emrettiğini yerine getirmedi.
  24. Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
  25. Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık,
  26. Sonra yeri yardıkça yardık;
  27. Böylece onda taneler bitirdik,
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinler, hurmalar,
  30. Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler.
  31. Meyveler ve otlaklıklar,
  32. Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
  33. Fakat ´kulakları patlatırcasına olan o gürleme´ geldiği zaman,
  34. Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;
  35. Annesinden ve babasından,
  36. Eşinden ve çocuklarından,
  37. O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.
  38. O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;
  39. Güler ve sevinç içindedir.
  40. Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür.
  41. Bir karartı sarıp-kaplamıştır.
  42. İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.
Yazar: Ali Fikri Yavuz - Kur'an-ı Kerim ve İzahlı Meal-i Alisi
  1. (Peygamber) hoşlanmadı ve yüzünü çevirdi,
  2. Kendisine o a’mâ geldi diye...
  3. Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden sormakla cehalet kirinden) temizlenecekti.
  4. Yahud öğüd alacaktı da, o öğüt kendisine fayda verecekti.
  5. Amma (malı ile Allah’a) ihtiyaç göstermiyene gelince;
  6. Sen, ona dönüb sözüne kulak veriyorsun.
  7. Onun (İslâm’ı kabul etmeyib) temizlenmemesinden sana ne? (Sen ancak tebliğe memursun).
  8. Amma sana koşarak gelen,
  9. Allah’dan korkmuş iken,
  10. Sen ondan yüz çeviriyorsun.
  11. Hayır, (bir daha böyle yapma) çünkü o Kur’an bir öğüddür.
  12. Artık dileyen ondan öğüd alır.
  13. O Kur’an, (Levh-i Mahfûz’da, Allah katında) çok şerefli sahifelerdedir.
  14. Ki (onların) kıymetleri yüksektir; tertemizdirler...
  15. (Meleklerden ibaret) kâtiblerin elleri ile yazılmıştır,
  16. Ki onlar, (Allah katında) kerimdirler, itaatkârdırlar...
  17. Kahrolası (kâfir) insan, ne nankör şey!...
  18. (Bu kibir ve gurur nereden? düşünmez mi? ) onu (yaratan) hangi şeyden yarattı?
  19. Bir nutfeden (meniden) onu yarattı da (insan) biçimine koydu.
  20. Sonra (ana rahminden çıkmak için) ona yolunu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü.
  22. Sonra dilediği vakit, onu tekrar diriltecek, tam olarak.
  23. Doğrusu o insan, (Allah’ın) kendisine emrettiğini tam olarak hiç yerine getirmemiştir.
  24. Bir de o insan (yediği) yemeğine baksın; (onu rızık olarak kendisine nasıl verdik):
  25. Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
  26. Sonra (nebat bitsin diye) toprağı bir yarış yardık.
  27. Böylece bitirdik onda daneler,
  28. Üzümler, yoncalar.
  29. Zeytinlikler, hurmalıklar.
  30. Ağaçları göğe doğru yükselen bahçeler,
  31. Meyveler ve nice çayırlar...
  32. (Bütün bunları) sizin ve davarlarınızın menfaati için yarattık.
  33. Amma kıyamet sayhası geldiği zaman,
  34. O gün kişi kaçacak kardeşinden,
  35. Anasından ve babasından,
  36. Zevcesinden ve oğullarından,
  37. O gün, onlardan herkesin kendine yeter bir işi vardır, (ancak kendi derdi ile kalır).
  38. Bir takım yüzler vardır ki, o gün parıldar:
  39. Güler sevinir...
  40. Nice yüzler de vardır ki, o gün üzerlerinde toz toprak var.
  41. Onları karanlık ve karalık kaplayacaktır.
  42. İşte bunlar, kâfirler, facirlerdir...
Yazar: Bekir Sadak - Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlatımı
  1. (1-2) Yanina kor bir kimse geldi diye (Peygamber )yuzunu asip cevirdi.
  2. (1-2) Yanina kor bir kimse geldi diye (Peygamber )yuzunu asip cevirdi.
  3. Ne bilirsin, belki de o arinacak;
  4. Yahut ogut alacakti da bu ogut kendisine fayda verecekti.
  5. (5-6) Ama sen, kendisini ogutten mustagni goren kimseyi karsina alip ilgileniyorsun.
  6. (5-6) Ama sen, kendisini ogutten mustagni goren kimseyi karsina alip ilgileniyorsun.
  7. Arinmak istememesinden sana ne?
  8. (8-10) Sen, Allah´tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldirmiyorsun.
  9. (8-10) Sen, Allah´tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldirmiyorsun.
  10. (8-10) Sen, Allah´tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldirmiyorsun.
  11. Dikkat et; bu Kuran bir oguttur.
  12. Dileyen onu ogut kabul eder.
  13. (13-14) O, kutsal kilinmis, yuceltilmis, arinmis sahifeler uzerindedir.
  14. (13-14) O, kutsal kilinmis, yuceltilmis, arinmis sahifeler uzerindedir.
  15. (15-16) Iyi kimseler, saygideger elcilerin eliyle yazilmistir.
  16. (15-16) Iyi kimseler, saygideger elcilerin eliyle yazilmistir.
  17. Cani ciksin o insanin, o ne nankordur!
  18. Allah onu hangi seyden yaratmis?
  19. Onu meniden yaratip merhalelerden gecirerek ona sekil vermis;
  20. Sonra, yolu ona kolaylastirmistir.
  21. Sonra onu oldurur ve kabre koyar.
  22. Sonra, diledigi zaman onu tekrar diriltir.
  23. Hayir; Allah´in kendisine buyurdugunu hala yerine getirmemistir.
  24. Insan,yiyecegine bir baksin;
  25. Dogrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
  26. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  27. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  28. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  29. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  30. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  31. (26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.
  32. Bunlar sizin ve hayvanlariniz icin gecimliktir.
  33. O muazzam gurultu, kiyamet kopup geldigi zaman;
  34. (34-36) O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasindan, karisindan ve ogullarindan, kacar.
  35. (34-36) O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasindan, karisindan ve ogullarindan, kacar.
  36. (34-36) O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasindan, karisindan ve ogullarindan, kacar.
  37. O gun, herkesin kendine yeter derdi vardir.
  38. (38-39) O gun bir takim yuzler aydinliktir, gulmekte ve sevinmektedir.
  39. (38-39) O gun bir takim yuzler aydinliktir, gulmekte ve sevinmektedir.
  40. (40-41) O gun birtakim yuzler de tozlanmis ve onlari karanlik burumustur.
  41. (40-41) O gun birtakim yuzler de tozlanmis ve onlari karanlik burumustur.
  42. Iste bunlar inkarci olanlar, Allah´in buyrugundan cikanlardir.*
Yazar: Celal Yıldırım - Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meali
  1. (1-2) Kendisine o iki gözü kör geldi diye yüzünü ekşitip çevirdi.
  2. (1-2) Kendisine o iki gözü kör geldi diye yüzünü ekşitip çevirdi.
  3. (3-4) Ne bilirsin, belki o temizlenecek veya öğüt alacaktı da o öğüt ona fayda verecekti ?
  4. (3-4) Ne bilirsin, belki o temizlenecek veya öğüt alacaktı da o öğüt ona fayda verecekti ?
  5. (5-6) Ama öğüt almaya ihtiyaç duymayanı ise, sen ona yönelip ilgi duyuyorsun.
  6. (5-6) Ama öğüt almaya ihtiyaç duymayanı ise, sen ona yönelip ilgi duyuyorsun.
  7. Onun arınmamasından sana ne ?
  8. (8-9-10) (Allah´tan) saygı ile korkarak koşup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) görünüyorsun.
  9. (8-9-10) (Allah´tan) saygı ile korkarak koşup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) görünüyorsun.
  10. (8-9-10) (Allah´tan) saygı ile korkarak koşup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) görünüyorsun.
  11. Hayır, hayır; O (Kur´ân) elbette bir öğüttür.
  12. Arzu eden Onu hatırlayıp öğüt alır.
  13. (13-14) O, saygı duyulan şerefli tertemiz yüce sahifelerdedir.
  14. (13-14) O, saygı duyulan şerefli tertemiz yüce sahifelerdedir.
  15. (15-16) İyilik timsâli saygıdeğer kâtiplerin elleriyle (yazılmıştır).
  16. (15-16) İyilik timsâli saygıdeğer kâtiplerin elleriyle (yazılmıştır).
  17. Kahrolası (inkarcı azgın) insan ne de nankördür!.
  18. Allah onu hangi şeyden yaratmıştır ?
  19. Nutfe (sperma)dan yaratmış da (en güzel biçimde) takdîr etmiştir.
  20. Sonra da (yaşayıp geçinme, anlayıp inanma) yolunu ona kolaylaştırmıştır.
  21. Sonra onu öldürüp kabre koymuştur.
  22. Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırır.
  23. Hayır, hayır; insan, Allah´ın buyruğunu (lâyıkıyla) yerine getirmemiştir.
  24. Bir de insan, yiyeceğine bir baksın !
  25. Şüphesiz ki biz suyu döker de dökeriz, (İhtiyaç nisbetinde yağmur yağdırırız).
  26. Sonra yeryüzünü (kabartıp) yarık yarık yaparız.
  27. (27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
  28. (27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
  29. (27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
  30. (27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
  31. (27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
  32. Size ve davarlarınıza yararlı geçimlik olsun diye (bunları lütfederiz).
  33. Kulakları sağırlaştıracak o Kıyamet gürültüsü geldiğinde ;
  34. O gün kişi kardeşinden,
  35. (35-36) Anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar.
  36. (35-36) Anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar.
  37. Onlardan her kişinin (o gün) kendine yetecek derdi ve meşguliyeti vardır.
  38. Yüzler var ki o gün ışıl ışıl ışıldar.
  39. Güler ve müjde sevincini duyar.
  40. (40-41) Yüzler de var ki o gün üzerleri tozludur; o tozu da bir karanlık sarar.
  41. (40-41) Yüzler de var ki o gün üzerleri tozludur; o tozu da bir karanlık sarar.
  42. İşte bunlar kâfirler ve tacirler (Allah´ı inkâr edenler, günah işleyip haklara tecâvüz edenler)dir.
Yazar: Diyanet - Diyanet 1
  1. (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
  2. (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
  3. (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
  4. Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
  5. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
  6. Sen, ona yöneliyorsun.
  7. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
  8. (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
  9. (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
  10. (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
  11. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür.
  12. Dileyen ondan öğüt alır.
  13. (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
  14. (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
  15. (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
  16. (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
  17. Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!
  18. Allah, onu hangi şeyden yarattı?
  19. Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
  22. Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
  23. Hayır, hayır o, Allah’ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
  24. Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
  25. Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
  26. Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
  27. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  28. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  29. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  30. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  31. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  32. (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
  33. (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
  34. (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
  35. (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
  36. (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
  37. (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
  38. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
  39. Gülerler, sevinirler.
  40. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
  41. Onları bir siyahlık bürür.
  42. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
Yazar: Diyanet - Diyanet 2
  1. (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
  2. (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
  3. (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
  4. (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
  5. (5-7) Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
  6. (5-7) Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
  7. (5-7) Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
  8. (8-10) Fakat koşarak ve (Allah´tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.
  9. (8-10) Fakat koşarak ve (Allah´tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.
  10. (8-10) Fakat koşarak ve (Allah´tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.
  11. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  12. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  13. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  14. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  15. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  16. (11-16) Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır.
  17. Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!
  18. Allah onu neden yarattı?
  19. Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.
  22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.
  23. Hayır! (İnsan) Allah´ın emrettiğini yapmadı.
  24. İnsan, yediğine bir baksın!
  25. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  26. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  27. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  28. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  29. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  30. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  31. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  32. (25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
  33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
  34. (34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
  35. (34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
  36. (34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
  37. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.
  38. (38-39) O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.
  39. (38-39) O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.
  40. (40-42) Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
  41. (40-42) Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
  42. (40-42) Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
Yazar: Elmalılı Hamdi Yazır - Kur'an-ı Kerim ve Meali
  1. Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
  2. Ona ama geldi diye.
  3. Ne bilirsin, belki o temizlenecek.
  4. Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
  5. Ama ihtiyaç duymayana gelince,
  6. sen onun sesine özeniyorsun.
  7. Onun temizlenmemesinden sana ne!
  8. Ama sana can atarak gelen,
  9. içinde saygı duyarak gelmişken,
  10. sen ondan tegafül ediyor (ona ilgi göstermiyor)sun.
  11. Hayır, hayır, sakın! Çünkü o (Kur´an) bir öğüttür.
  12. Artık onu dileyen düşünsün!
  13. Değerli sayfalarda,
  14. yüksek tutulan tertemiz sayfalarda,
  15. yazıcıların ellerinde,
  16. şerefli, takva sahibi yazıcıların.
  17. O kahrolası insan ne nankör şeydir!
  18. O yaratan, onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir damla sudan yarattı da biçimine koydu onu.
  20. Sonra ona kolaylaştırdı yolunu.
  21. Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü.
  22. Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltecektir.
  23. Hayır, hayır doğrusu o, O´nun emrini tam yerine getirmedi.
  24. Bir de o insan yiyeceğine baksın!
  25. Biz, o suyu bir döküş (bol bol) dökmekteyiz.
  26. Sonra o yeryüzünü bir yarış (iyiden iyiye) yarmaktayız.
  27. Bu şekilde orada daneler,
  28. üzümler ve yoncalar,
  29. zeytinlikler ve hurmalıklar,
  30. afaka ser çekmiş dilber (gönül alan) bahçeler,
  31. meyveler, çayırlar; neler yetiştirmekteyiz.
  32. Sizin ve davarlarınızın yararlanması için.
  33. Ama o sayha (gürültüsünü dinletecek bela) geldiği zaman,
  34. kişinin kaçacağı gün kardeşinden,
  35. anasından, babasından,
  36. karısından ve oğullarından.
  37. Onlardan her kişinin o gün başından aşan bir işi vardır.
  38. O gün yüzler vardır ışılar,
  39. güler, sevinir.
  40. Yüzler de vardır, üzerinde tor toz.
  41. Onu bir kara sarar.
  42. İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).
Yazar: Elmalılı Hamdi Yazır - Kur'an-ı Kerim ve Meali (Sadeleştirilmiş)
  1. (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
  2. Kendisine âmâ geldi, diye.
  3. Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
  4. Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
  5. Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
  6. Sen ona yöneliyorsun.
  7. Onun temizlenmemesinden sana ne?
  8. Ama sana can atarak gelen,
  9. Allah´tan korkarak gelmişken,
  10. Sen onunla ilgilenmiyorsun.
  11. Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur´ân bir öğüttür.
  12. Artık dileyen onu düşünür.
  13. O, değerli sahifelerdedir.
  14. Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
  15. Yazıcıların ellerindedir,
  16. Değerli, iyi yazıcıların.
  17. O kahrolası insan, ne nankör şey.
  18. O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
  20. Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
  22. Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
  23. Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah´ın emrini tam yerine getirmedi,
  24. Bir de o insan yiyeceğine baksın.
  25. Biz o suyu bol bol döktük.
  26. Sonra toprağı nasıl da yardık.
  27. Bu suretle orada ekinler bitirdik.
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinlikler, hurmalıklar,
  30. İri ve sık ağaçlı bahçeler,
  31. Meyveler, çayırlar bitirdik.
  32. Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
  33. Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
  34. O gün kişi kaçar, kardeşinden...
  35. Anasından, babasından..
  36. Eşinden ve oğullarından.
  37. Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
  38. Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
  39. Güler, sevinir.
  40. Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
  41. Onları karanlık bürümüş,
  42. İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.
Yazar: Seyyid Kutub - Fizilal-il Kuran
  1. Surat astı ve döndü.
  2. Yanına âma geldi diye.
  3. Ne bileceksin sen belki o arınacak?
  4. Yahut öğüt alacak da bu öğüt, kendisine fayda verecek.
  5. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince.
  6. Sen onunla ilgileniyorsun!
  7. Onun arınmamasından sana ne?
  8. Fakat koşarak sana gelene;
  9. Allah´tan sakınarak gelmişken.
  10. Sen onunla ilgilenmiyorsun!
  11. Asla olmaz böyle şey! Kur´an ayetleri birer hatırlatmadır öğüttür.
  12. Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
  13. Sahifeler içindedirler, değerli, şanslı.
  14. Yükseltilen ve tertemiz tutulan (sahifeler)
  15. Taşıyıcıların ellerindedirler.
  16. (Allah´a göre) değerli ve çok iyi (yazıcı ve taşıyıcıların).
  17. Kahrolası insan ne kadar da nankördür.
  18. Allah onu hangi şeyden yarattı.
  19. Nutfe (sperm)den. Onu yarattı ve ona biçim verdi.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırmıştır.
  21. Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.
  22. Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltti.
  23. Hayır, insan hala Allah´ın kendisine emrettiğini yapmadı.
  24. İnsan yiyeceğine bir baksın.
  25. O suyu döktükçe döktük.
  26. Sonra toprağı güzelce yardık.
  27. Orada bitirdik, taneleri.
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinler, hurmalar.
  30. İri ve sık ağaçlı bahçeler.
  31. Meyveler ve çayırlar.
  32. Sizin ve hayvanlarınızın yararına.
  33. Kulakları sağır edercesine yüksek o gürültü geldiği zaman.
  34. İşte o gün kişi kaçar, kardeşinden,
  35. Anasından, babasından,
  36. Eşinden ve oğullarından.
  37. O gün herkesin başından aşkın işi vardır.
  38. Bazı yüzler o gün parıl parıldır.
  39. Güleç ve sevinçli.
  40. Bazı yüzler o gün tozlanmış.
  41. Karanlıklar bürümüştür onları.
  42. İşte onlar hayasız pis kafirlerdir.
Yazar: Gültekin Onan - Kur'an-ı Kerim ve Meali
  1. Surat astı ve yüz çevirdi;
  2. Kendisine o kör geldi diye.
  3. Nerden biliyorsun; belki o temizlenip arınacak.
  4. Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
  5. Fakat kendini müstağni gören ise,
  6. İşte sen, onda ´yankı uyandırmaya´ çalışıyorsun.
  7. Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?
  8. Ama koşarak sana gelen ise,
  9. Ki o, ´içi titreyerek korkar´ bir durumdadır;
  10. Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
  11. Hayır; çünkü o (Kuran), bir öğüttür.
  12. Artık dileyen, onu ´düşünüp öğüt alsın´.
  13. O (Kuran), ´şerefli/üstün´ sahifelerdedir.
  14. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış.
  15. Katiplerin ellerinde.
  16. (Ki onlar,) Üstün değerli, ´iyilik ve dürüstlük sembolü´.
  17. Kahrolası insan, ne kadar küfretmektedir.
  18. (Tanrı) Onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir damla sudan yarattı da onu ´bir ölçüyle biçime soktu´.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
  22. Sonra dilediği zaman onu diriltir.
  23. Hayır; ona (Tanrı´nın) buyurduğunu yerine getirmedi.
  24. Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
  25. Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık,
  26. Sonra yeri yardıkça yardık;
  27. Şöylece onda taneler bitirdik,
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinler, hurmalar,
  30. Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler.
  31. Meyveler ve otlaklıklar,
  32. Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
  33. Fakat ´kulakları patlatırcasına olan o gürleme´ geldiği zaman,
  34. Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;
  35. Annesinden ve babasından,
  36. Eşinden ve çocuklarından,
  37. O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.
  38. O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;
  39. Güler ve sevinç içindedir.
  40. Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür.
  41. Bir karartı sarıp kaplamıştır.
  42. İşte onlar da, kafir ve facir (keferetülfecereh) olanlardır.
Yazar: Hasan Basri Çantay - Kur'an Meali - Kur’an-ı Hakim Ve Meal-i Kerim
  1. Yüzünü ekşitib çevirdi,
  2. kendisine o a´maa geldi diye.
  3. (Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.
  4. Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine fâide verecekdi.
  5. Amma (zengin olduğu için) kendisini müstağnî gören adam (yok mu)?
  6. İşte sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor) sun.
  7. Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
  8. Amma sana koşarak gelen kimse,
  9. o, (Allahdan) korkar bir (adam) olduğu halde,
  10. sen kendisini bırakıb da oyalanırsın.
  11. Sakın (bir daha böyle yapma Habîbim). Çünkü o (Kur´an) bir öğüddür.
  12. Binâen´aleyh dileyen onu beller.
  13. (13-14) O, (Allah indinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahîfelerdedir.
  14. (13-14) O, (Allah indinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahîfelerdedir.
  15. (15-16) Kıymetli, sevgili, takva saahibi kâtiblerin elleriyle (yazılmışdır).
  16. (15-16) Kıymetli, sevgili, takva saahibi kâtiblerin elleriyle (yazılmışdır).
  17. O kahredilesi insan, ne nankördür o!
  18. Onu (yaratan) hangi şeyden yaratdı?
  19. Bir damla sudan yaratdı da onu biçimine koydu.
  20. Sonra onun yolu (nu) kolaylaşdırdık
  21. Sonra onu öldürüb kabre sokdu.
  22. Daha sonra, dilediği zaman da onu tekrar diriltecek.
  23. Gerçek (o insan, Allahın) emretdiği şeyleri yerine getirmemişdir.
  24. Öyle ya, o insan (bir kerre) yediğine baksın.
  25. Hakıykat biz, o suyu (yağmuru) bol bol dökdük.
  26. Sonra toprağı iyiden iyi yardık.
  27. Bu suretle onda dâne (ler) bitirdik,
  28. Üzüm (ler), yonca (lar),
  29. Zeytinlik (ler), hurmalık (lar),
  30. Sık ve bol ağaçlı (diğer) bahçeler,
  31. Meyve (ler), mer´a (lar bitirdik).
  32. (Bütün bunları biz) hem size, hem davarlarınıza fâide olarak (yapdık).
  33. Fakat o kulakları sağır edercesine haykıracak olan ses geldiği zaman,
  34. (evet) kişinin kaçacağı gün: Biraderinden,
  35. Anasından, babasından,
  36. Karısından ve oğullarından.
  37. O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi (derdi, belâsı) vardır.
  38. O gün yüzler vardır; parıl parıl parlayıcıdır,
  39. Gülücüdür, sevinicidir.
  40. O gün yüzler de vardır; üzerlerini toz toprak (bürümüşdür),
  41. Onu (da) bir karanlık ve siyahlık kaplayacakdır.
  42. İşte bunlar kâfirler, fâcirlerdir.
Yazar: İbni Kesir - Büyük Kuran Tefsiri
  1. Yüzünü asıp çevirdi,
  2. Kendisine a´ma geldi diye.
  3. Ne bilirsin belki de o, temizlenecekti.
  4. Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
  5. Ama kendisini müstağni gören.
  6. İşte sen, onu karşına alıyorsun.
  7. Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
  8. Ama sana koşarak gelen,
  9. Ki o, korkar durumdadır.
  10. Sen ona aldırmıyor, oyalanıyorsun.
  11. Sakın; çünkü bu, bir öğüttür.
  12. Dileyen onu düşünüp öğüy alır.
  13. O, çok şerefli sahifelerdedir.
  14. Yüceltilmiş ve temizlenmiştir.
  15. Katiblerin elleriyle.
  16. Kıymetli, saygıdeğer.
  17. Canı çıksın o insanın. Ne de nankördür o.
  18. Neden yaratmış onu?
  19. Meniden yarattı onu da, takdir etti.
  20. Sonra ona tutacağı yolu kolaylaştırmış.
  21. Sonra da onu öldürdü, kabre koydu.
  22. Sonra dilediğinde onu tekrar çıkaracak.
  23. Hayır; Allah´ın emrettiğini yerine getirmemiştir.
  24. Öyle ya insan yiyeceğine bir baksın.
  25. Doğrusu Biz; o suyu, bol bol indirdik.
  26. Sonra toprağı iyiden iyiye yardık.
  27. Böylece orada tane bitirdik.
  28. Üzüm ve yonca,
  29. Zeytin ve hurma,
  30. Sık ve bol ağaçlı bahçeler.
  31. Meyve ve mer´a.
  32. Sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için.
  33. O büyük gürültü geldiği zaman;
  34. Kişinin kaçacağı gün; kardeşinden,
  35. Anasından ve babasından.
  36. Eşinden ve oğullarından.
  37. O gün; herkesin kendisine yeter bir işi vardır.
  38. O gün; yüzler vardır, parıl parıl parlar.
  39. Güleç, sevinçli,
  40. O gün; yüzler de vardır, tozlanmış,
  41. Bir karanlık bürümüştür.
  42. İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.
Yazar: İskender Ali Mihr - Kur'ân-ı Kerim Lafz-ı ve Ruhu Tefsiri
  1. Huzursuz oldu (yüzünü buruşturdu). Ve başını çevirdi (ilgilenmedi).
  2. Âmâ olan bir kişinin ona gelmesi (sebebiyle).
  3. Ve sen bilemezsin, umulur ki böylece o tezkiye olur.
  4. Veya öğüt alır, böylece bu öğüt ona fayda verir.
  5. Fakat kendini müstağni gören (bir şeye muhtaç olmadığını sanan) kimse.
  6. Oysa sen, ona yöneliyorsun.
  7. Ve onun tezkiye olmamasında, senin üzerinde bir sorumluluk yoktur.
  8. Halbuki sana koşarak gelen kimse.
  9. Ve o huşû duyuyor.
  10. Oysa sen, onunla ilgilenmiyorsun.
  11. Hayır, muhakkak ki O (Kur´ân), bir Zikir´dir (Öğüt´tür).
  12. Artık dileyen kimse, O´nu zikreder (O´ndan öğüt alır).
  13. O (Kur´ân), mükerrem (şerefli) sayfalardadır.
  14. Yüceltilmiş, mutahhar kılınmış (sayfalardadır).
  15. Sefirlerin (kâtiplerin) elleri ile.
  16. Kerim olan sadıkların (elleri ile yazılmıştır).
  17. İnsan kahroldu (Allah´ın Rahmeti´nden kovularak kendini mahvetti), o ne kadar çok nankör.
  18. (Allah) onu hangi şeyden yarattı?
  19. Nutfeden (bir damladan onu yarattı), sonra da ona kader tayin etti (gelişimini (DNA´larını) programladı ve ömür tayin etti).
  20. Sonra yolu ona kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü, böylece onu kabire koydurdu.
  22. Sonra onu dilediği zaman neşredecek (diriltecek).
  23. Hayır, (insan Allah´ın) ona emrettiği şeyi kada etmedi (yerine getirmedi).
  24. İşte insan yemeğine baksın.
  25. Biz, suyu nasıl akıttıkça akıttık.
  26. Sonra yeri öyle bir yarışla yardık ki.
  27. Böylece orada taneler yetiştirdik.
  28. Ve üzümler ve yoncalar.
  29. Ve zeytinler ve hurmalar.
  30. Ve ağaçları iç içe olmuş (dalları birbirine girmiş) bahçeler.
  31. Ve meyveler ve mer´alar (otlaklar).
  32. Sizin ve hayvanlarınız için meta olarak (faydalanmanız için).
  33. Fakat o sahha (sağır edici büyük gürleme) geldiği zaman.
  34. O gün kişi kardeşinden kaçar.
  35. Ve annesinden ve babasından.
  36. Ve eşinden ve oğlundan (kaçar).
  37. Onların hepsinin, o gün (izin günü), kendilerini meşgul eden bir şe´ni (işi başından aşan bir hali) vardır.
  38. O gün (izin günü) parlayan yüzler vardır.
  39. Müjdelenmiş gülen yüzler (vardır).
  40. Ve o gün (izin günü), üzeri tozlu (toza toprağa bulanmış) yüzler vardır.
  41. Onu bir karanlık kaplar.
  42. İşte onlar, onlar kâfirdir, facirdir.
Yazar: Muhammed Esed - Kur'an Mesajı Meal-Tefsir
  1. O, suratını astı ve uzaklaştı,
  2. çünkü kör bir adam o´na yaklaşmıştı!
  3. Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı,
  4. yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
  5. Ama kendini her şeye yeterli görene gelince,
  6. sen bütün ilgiyi ona gösterdin,
  7. halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin;
  8. ama sana büyük bir istekle geleni
  9. ve (Allah) korkusu ile (yaklaşanı)
  10. sen görmezden geldin!
  11. Elbette, bu (mesaj)lar yalnızca birer hatırlatma ve öğütten ibarettir:
  12. kim istekliyse O´nu hatırlayıp öğüt alabilir
  13. (O´nun) kutsal ve soylu vahiyleri (ışığında),
  14. yüce ve arı duru,
  15. elçilerin elleriyle (yayılıp duyurulan),
  16. seçkin ve erdem sahibi (elçilerin).
  17. (Ama çoğu zaman) insan kendini mahveder; hakikati ne kadar inatla inkar eder o!
  18. (İnsan hiç düşünür mü) hangi özden yaratır (Allah) onu?
  19. Bir sperm damlasından yaratır ve sonra onun tabiatını oluşturur;
  20. sonra hayatı onun için kolaylaştırır;
  21. ve sonunda onu öldürür ve kabre koyar;
  22. ve sonra, dilediğinde onu tekrar diriltir.
  23. Hayır, (insan) Allah´ın kendisine buyurduklarını henüz yerine getirmiş değildir!
  24. Öyleyse insan, yiyeceklerin(in kaynağın)a bir baksın:
  25. (nasıl) suyu bolca indirmekteyiz;
  26. ve sonra toprağı (daha da büyüterek) parça parça yarmaktayız,
  27. bu sayede ondan tahıllar yetiştirmekteyiz,
  28. ve üzüm bağları ve yenebilir otlar,
  29. zeytin ağaçları ve hurmalıklar,
  30. ve ağaçlarla dolu bahçeler,
  31. meyveler ve otlar,
  32. sizin için ve hayvanlarınızın beslenmesi için.
  33. Ve böylece, (yeniden dirilmenin) o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğunda,
  34. herkesin kardeşinden kaç(mak iste)diği Gün,
  35. annesinden ve babasından,
  36. eşinden ve çocuklarından:
  37. o Gün her birinin durumu kendisi için yeterli bir endişe kaynağı olacak.
  38. Bazı yüzler o Gün mutlulukla parıldayacak,
  39. güleç ve müjdelere sevinen.
  40. Bazı yüzler de o Gün toz toprakla kapanacak,
  41. her yanı kuşatan bir karanlıkla:
  42. işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.
Yazar: Ömer Nasuhi Bilmen - Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Meali
  1. (1-2) Yüzünü ekşitti ve ardını döndü. Kendisine âmânın gelmesinden dolayı.
  2. (1-2) Yüzünü ekşitti ve ardını döndü. Kendisine âmânın gelmesinden dolayı.
  3. Sana ne şey bildirdi, olabilir ki, o temizlenecektir?
  4. Yahut öğüt dinleyecek de kendisine o öğüt fâide verecektir.
  5. (5-6) Amma istiğnada bulunan kimseye gelince. İmdi sen ona teveccüh ediyorsun.
  6. (5-6) Amma istiğnada bulunan kimseye gelince. İmdi sen ona teveccüh ediyorsun.
  7. Onun temizlenmemesinden dolayı senin aleyhine ne var?
  8. (8-9) Fakat o kimse ki, sana koşarak geldi. Ve o ise korkar.
  9. (8-9) Fakat o kimse ki, sana koşarak geldi. Ve o ise korkar.
  10. Sen isen ondan teğafül ediyorsun.
  11. Hayır. Şüphe yok ki, o bir öğüttür.
  12. Artık dileyen onu düşünür (hatırlar).
  13. Pek şerefli sahifelerde.
  14. (14-15) Yüksek tertemiz (levhâlârda). Sefirlerin elleriyle.
  15. (14-15) Yüksek tertemiz (levhâlârda). Sefirlerin elleriyle.
  16. Kerîmlerin, itaatkar olanların (elleriyle yazılmıştır).
  17. Kahrolsun insan, o ne kadar nankör.
  18. Onu (Allah Teâlâ) hangi bir şeyden yaratmıştır?
  19. Onu bir damla sudan yaratmış da onu takdir etmiştir.
  20. (20-21) Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre soktu.
  21. (20-21) Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre soktu.
  22. Sonra dilediği zaman da onu neşredecektir.
  23. (23-24) Hayır hayır.. Ona emrettiği şeyi, o yerine getirmedi. İnsan, bir de taamına bakıversin.
  24. (23-24) Hayır hayır.. Ona emrettiği şeyi, o yerine getirmedi. İnsan, bir de taamına bakıversin.
  25. (25-27) Şüphe yok ki, bir suyu bir dökmekle döküverdik. Sonra yeri bir yarmakla yarıverdik. Artık onda daneler bitirdik.
  26. (25-27) Şüphe yok ki, bir suyu bir dökmekle döküverdik. Sonra yeri bir yarmakla yarıverdik. Artık onda daneler bitirdik.
  27. (25-27) Şüphe yok ki, bir suyu bir dökmekle döküverdik. Sonra yeri bir yarmakla yarıverdik. Artık onda daneler bitirdik.
  28. (28-29) Ve yaş üzüm ve yaş yonca (yetiştirdik). Ve zeytinlikler ve hurmalıklar...
  29. (28-29) Ve yaş üzüm ve yaş yonca (yetiştirdik). Ve zeytinlikler ve hurmalıklar...
  30. (30-32) Ve ağaçları birbirine girmiş büyük bahçeler. Ve meyveler ve mer´alar (vücuda getirdik). Sizin ve hayvanlarınızın faidelenmesi için.
  31. (30-32) Ve ağaçları birbirine girmiş büyük bahçeler. Ve meyveler ve mer´alar (vücuda getirdik). Sizin ve hayvanlarınızın faidelenmesi için.
  32. (30-32) Ve ağaçları birbirine girmiş büyük bahçeler. Ve meyveler ve mer´alar (vücuda getirdik). Sizin ve hayvanlarınızın faidelenmesi için.
  33. Sonra o pek kuvvetli sayha geldiği vakit.
  34. (34-36) İnsanın kardeşinden firar edeceği gün. Ve anasından ve babasından. Ve refîkasından ve oğullarından (firar edeceği bir gün).
  35. (34-36) İnsanın kardeşinden firar edeceği gün. Ve anasından ve babasından. Ve refîkasından ve oğullarından (firar edeceği bir gün).
  36. (34-36) İnsanın kardeşinden firar edeceği gün. Ve anasından ve babasından. Ve refîkasından ve oğullarından (firar edeceği bir gün).
  37. Onlardan her kişi için o günde bir iş vardır ki, ona yeter.
  38. (38-39) O günde birtakım yüzler parıldanır. Gülücüdür, sevinicidir.
  39. (38-39) O günde birtakım yüzler parıldanır. Gülücüdür, sevinicidir.
  40. Ve o gün birtakım yüzler de vardır ki, onların üzerlerini bir toz toprak sarmıştır.
  41. Onları bir karanlık kaplar.
  42. İşte kâfirler, facirler olan, onlardır.
Yazar: Suat Yıldırım - Kura'an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali
  1. Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü
  2. Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı
  3. Ama irşada ihtiyaç duymayana ise, ona dönüp itibar ediyorsun
  4. Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne
  5. Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun
  6. Hayır! Öyle yapma! Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır
  7. Artık isteyen ders alır
  8. O ayetler şerefli yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli kâtiplerin elleriyle yazılıdır
  9. Kahrolası kâfir insan, ne nankördür o
  10. Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve güzel bir biçim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı.En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir
  11. Hayır! İnsan, Allah´ın buyruğunu lâyıkıyla yerine getirmedi
  12. Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük.Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik
  13. Bütün bunları sizin ve davarlarınızın faydalanması için yaptık
  14. Ama vakti gelip de o kulakları patlatan dehşetli gün geldiği zama
  15. İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar
  16. O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır
  17. Yüzler vardır o gün pırıl pırıldır
  18. Güleçtir, sevinç doludur
  19. Yüzler de vardır toza toprağa bulanmış
  20. Üstünü karanlık kaplamıştır
  21. İşte bunlar kâfir, günaha dadanan, haktan sapan kimselerdir
Yazar: Süleyman Ateş - Kuran'ı Kerim Meali
  1. Surat astı ve döndü;
  2. Kör geldi diye.
  3. Ne bilirsin belki o arınacak?
  4. Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
  5. Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
  6. Sen ona yöneliyorsun.
  7. Onun arınmamasından sana ne?
  8. Fakat koşarak sana gelen,
  9. Saygılı olarak gelmişken,
  10. Sen onunla ilgilenmiyorsun.
  11. Hayır (olmaz böyle şey); o (âyetler), bir hatırlatmadır.
  12. Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
  13. (O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen,
  14. Saygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
  15. Yazıcıların ellerinde:
  16. Değerli, iyi (yazıcıların).
  17. Kahrolası insan, ne kadar da nânkördür!
  18. (Allâh) Onu hangi şeyden yarattı?
  19. Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi.
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.
  22. Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı.
  23. Hayır, insan, O´nun kendisine emrettiğini yapmadı.
  24. İnsan şu yiyeceğine baksın.
  25. Biz suyu iyice döktük.
  26. Sonra toprağı güzelce yardık da,
  27. Orada bitirdik: Dâne,
  28. Üzüm, yonca,
  29. Zeytin, hurma,
  30. İri ve gür bahçeler,
  31. Meyva ve çayır;
  32. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
  33. Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,
  34. İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden,
  35. Anasından, babasından,
  36. Eşinden ve oğullarından.
  37. O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır.
  38. Yüzler var ki o gün parıl parıl,
  39. Güleç, sevinçli.
  40. Yüzler de var ki o gün tozlanmış.
  41. Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli).
  42. İşte onlar kâfirler, Hak´tan sapanlardır.
Yazar: Şaban Piriş - Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
  1. (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
  2. Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye.
  3. Ne bilirsin belki o, arınacaktır.
  4. Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
  5. Ama, kendisini ihtiyaçsız görene..
  6. Sen, yöneliyorsun ona..
  7. Arınmamasından sana ne!
  8. Ama, sana koşarak gelen..
  9. Ve korkarak..
  10. Sen ise ilgilenmiyorsun.
  11. Hayır, (şunu iyi bil ki) şüphesiz bu, bir tezkire/pasaporttur.
  12. Dileyen kimse onu korur/aklında tutar.
  13. Şerefli sahifelerde..
  14. Yükseltilmiş ve tertemiz..
  15. Elçilerin elleriyle..
  16. Şerefli ve tertemiz..
  17. Kahrolası insan ne de nankör!
  18. Allah, onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir sperm damlasından onu yaratıp, güçlendirdi.
  20. Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra, onu öldürüp, kabre koydu.
  22. Sonra, onu dilediği zaman yeniden diriltecek.
  23. -Hayır, buna rağmen, henüz onun emrini yerine getirmedi.
  24. İnsan yemeğine bir baksın.
  25. Ki, biz suyu döktükçe döktük.
  26. Sonra yeri yardıkça yardık.
  27. Ve orada taneler bitirdik.
  28. Üzümler, sebzeler..
  29. Zeytinler, hurmalar..
  30. İri ağaçlı bahçeler.
  31. Meyveler ve otlaklar..
  32. Sizin ve hayvanlarınız için bir meta olarak..
  33. O büyük gürültü geldiği zaman,
  34. O gün kişi kardeşinden kaçar.
  35. Anasından, babasından..
  36. Eşinden ve evladından..
  37. O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.
  38. Yüzler vardır o gün apaydınlık.
  39. Güleç ve neşeli..
  40. Yüzler vardır o gün, üzeri tozlu..
  41. Karartı bürümüş.
  42. İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.
Yazar: Ebu'l Al'a Mevdudi - Tefhim-ul Kuran
  1. Surat astı ve yüz çevirdi;
  2. Kendisine o kör geldi diye.
  3. Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip arınacak?
  4. Ya da öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
  5. Fakat kendini müstağni (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) gören ise,
  6. İşte sen, onda ´yankı uyandırmaya´ çalışıyorsun.
  7. Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?
  8. Ama koşarak sana gelen ise,
  9. Ki o, ´içi titreyerek korkar´ bir durumdadır;
  10. Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
  11. Hayır; çünkü o (Kur´an), bir öğüttür.
  12. Artık dileyen, onu ´düşünüp öğüt alsın.´
  13. O (Kur´an), ´şerefli/üstün´ sahifelerdedir.
  14. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış.
  15. Kâtiplerin ellerinde,
  16. (Ki onlar,) Üstün değerli, ´iyilik ve dürüstlük sembolü.´
  17. Kahrolası insan, ne kadar da nankördür.
  18. (Allah,) Onu hangi şeyden yarattı?
  19. Bir damla sudan yarattı da onu ´bir ölçüyle biçime soktu.´
  20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
  21. Sonra da onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
  22. Sonra dilediği zaman onu diriltir.
  23. Hayır; ona (Allah´ın) emrettiğini yerine getirmedi.
  24. Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
  25. Hiç şüphe yok biz, suyu akıttıkça akıttık,
  26. Sonra yeri de yardıkça yardık;
  27. Böylece onda bitirdik; taneler,
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinler, hurmalar,
  30. Boyları iri ve birbiri içine girmiş ağaçlı bahçeler.
  31. Meyveler ve otlaklıklar.
  32. Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
  33. Fakat ´kulakları patlatırcasına olan o gürleme´ geldiği zaman,
  34. Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;
  35. Annesinden ve babasından,
  36. Eşinden ve çocuklarından.
  37. O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.
  38. O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır:
  39. Güler ve sevinç içindedir.
  40. Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür,
  41. Onu da bir karartı sarıp kaplamıştır.
  42. İşte onlar da, kâfir, facir olanlardır.
Yazar: Yaşar Nuri Öztürk - Kur'an-ı Kerim Meali
  1. Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
  2. Yanına kör adam geldi diye.
  3. Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
  4. Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
  5. O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
  6. Ki sen ona yöneliyorsun;
  7. Sana ne onun arınmasından!
  8. O, koşarak sana gelen var ya;
  9. Odur içine ürperti düşen.
  10. Sen ona aldırmazlık ediyorsun.
  11. Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.
  12. Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
  13. Kutsanan-bereketli sayfalardadır o.
  14. Yüceltilen, tertemiz sayfalarda,
  15. Yazıcıların ellerinde;
  16. Ak-pak, mübarek yazıcıların.
  17. Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
  18. Hangi şeyden yarattı onu?
  19. Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu.
  20. Sonra, yolu kolaylaştırdı ona,
  21. Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu.
  22. Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu.
  23. Hayır, hayır! O, O´nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi.
  24. Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine!
  25. Biz suyu döktük de döktük.
  26. Sonra yeryüzünü yardık da yardık.
  27. Ardından orada dâneler bitirdik.
  28. Üzümler, yoncalar,
  29. Zeytinlikler, hurmalıklar,
  30. Gür çimenli, bol ağaçlı bahçeler,
  31. Meyve, otlak/sebze.
  32. Sizin ve hayvanlarınızın yararına.
  33. Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde,
  34. Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar,
  35. Öz annesinden, öz babasından,
  36. Eşinden, oğullarından.
  37. O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır.
  38. Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl,
  39. Gülen, müjdelerle parıldayan.
  40. Ve yüzler vardır o gün toza-toprağa bulanmış.
  41. Tozu-toprağı da bir is bürümüştür.
  42. İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar.